Haber

TBMM Başkanı Kurtulmuş, canlı yayında soruları yanıtladı: (2)

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Filistin’e her alanda, her platformda destek vermek milli sorumluluğumuzdur. Mitinglerle, Meclis toplantılarıyla, konferanslarla elimizden geleni yapmalıyız.” söz konusu.

Kurtulmuş, Birinci Meclis Binası’nda gerçekleştirilen CNN Türk canlı yayınında gündemi değerlendirdi ve soruları yanıtladı.

Cumhuriyetin 100’üncü yıl dönümüne denk gelecek şekilde bugün İstanbul’da düzenlenecek Büyük Filistin Mitingi’ne ilişkin tartışmaya ilişkin soruya yanıt veren Kurtulmuş, “Filistin’e her alanda ve her platformda destek vermek milli sorumluluğumuzdur. Mitinglerle. , Meclis’teki toplantılar ve konferanslar.” “Elimizden geleni yapmalıyız, elimizden geleni yapmalıyız. Ama en önemlisi İsrail, saldırgan Siyonist rejim, sözlerden anlamıyor. Dünya siyasetinin bu saldırganlığı fiilen durdurabilecek adımları ortaya koyabilmesi gerekiyor.” söz konusu.

Kurtulmuş, İsrail-Filistin çatışmasının uluslararası toplum tarafından durdurulmasını doğru bulduğunu ve BM Genel Kurulu’nun Gazze’de acil insani ateşkes çağrısı yapan karar taslağını kabul ettiğini belirtti.

“Türkiye için milli güvenlik sorunudur”

Geçmişte bu tür kararların alındığını ancak sonuç alınamadığını belirten Kurtulmuş, şu değerlendirmeyi yaptı:

“İsrail-Filistin çatışmasının bizim için çok hayati bir nokta olduğunu düşünüyorum. İsrail-Filistin çatışması bazı ülkeler için uzak bir yerde izledikleri bir gelişme, hatta bilgisayarda bir savaş oyunu olabilir ama Türkiye açısından İsrail ile Filistin arasındaki bu gerilim ve bunun sonucunda ortaya çıkan “Doğabilecek her türlü gerilim ulusal güvenlik sorunudur. Dolayısıyla Türkiye’nin bu konuyu titizlikle ve hassasiyetle takip etmesi gerekiyor.”

“Türkiye büyük bir insani cephe oluşturmaya çalışıyor”

Bazı Batılı ülkelerin İsrail’in tezlerini desteklediğini, ancak İspanya, İrlanda ve İskoçya’nın durumunun farklı olduğunu hatırlatan Kurtulmuş, son aylarda yoğun diplomatik trafiğin olduğu uluslararası toplantılara katıldığını belirtti.

Avrupa Parlamentosu Liderler Konferansı, P20 Parlamentosu Liderler Tepesi ve Kırım Platformu 2. Parlamento Zirvesi’nde 50’ye yakın ikili görüşme gerçekleştirdiğini belirten Kurtulmuş, “Maalesef bunların çoğu yoğun Siyonist propagandanın etkisi altında, hatta bazıları İsrail’den bile fazla. ” “Senin İsrailli olduğunu gördüm.” söz konusu.

Kurtulmuş, dünyada birçok ülkenin resmi kanatlarının yoğun ve güçlü Siyonist propagandaya kapıldığını, Avrupa’daki bazı siyasetçilerin aklının arkasında İsrail’e borçlu oldukları inancının yattığını kaydetti.

Ülkeyi yönetenler İsrail yanlısı siyaseti destekleseler bile, adaletli insanların farklı tavırları olduğunun altını çizen Kurtulmuş, “Türkiye olarak yapmaya çalıştığımız şeylerden biri de büyük bir insani cephe oluşturmaktır. Şunu da belirtmek isterim ki; Tüm İslam ülkelerinin ilk defa bir oylamada bu kadar net hareket etmeleri memnuniyet vericidir.” “Her zaman birlikte karşı çıktılar. Ancak 120 ülkenin bir araya gelmesi aynı zamanda bir insani cephenin oluştuğunu da gösteriyor.” söz konusu.

“İslam dünyasının ortak bir siyasi cephe oluşturamaması İsrail’in sahip olduğu en büyük güçtü.”

Kurtulmuş, “İslam dünyasının İsrail-Filistin çatışmasında dengeyi sağlayamadığı” eleştirisinin hatırlatılması üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu eleştiri tamamen haklıdır. Nüfusu, ekonomik potansiyeli ve yaygınlığı itibarıyla Fas’tan Endonezya’ya kadar bir coğrafyadan bahsediyoruz. Filistin meselesi sadece Gazze’nin bombalanması sorunu değil, gelinen aşamanın içindedir. şu ana kadar ne yazık ki 1947’den beri İslam dünyasında bir sorun olmuştur.” Kendi içinde birlik ve bütünlüğü sağlayamaması, ortak siyasi cephe oluşturamaması zaten İsrail’in sahip olduğu en büyük güçtü ve bu gücünü bugüne kadar kullanmıştır. Bu derin uykudan, derin gafletten uyanma vaktinin geldiğini ümit ediyorum. Bu fırsatı bu vesileyle tekrar değerlendireceğimizi umuyorum. Bir araya geleceğiz.”

“Amerika ve İngiltere’nin gemilerinin Doğu Akdeniz’e getirilmesiyle Türkiye’ye bir mesaj mı verildi?” Kurtulmuş, soruya yanıt olarak, “Mümkün değil mi? Amerika’daki üst düzey yetkililerin hemen Suriye’nin kuzeyinde ve Irak’taki hareketliliğe karşı açıklamalar yapması boşuna değildi.” söz konusu.

Kurtulmuş, Türkiye’nin Ortadoğu’da istikrarın, güvenin, gücün ve bölgeye yönelik emperyalist planları deşifre etme yeteneğinin sahibi olduğunu söyledi.

“Herkes İslam dünyasının ortak çıkarları doğrultusunda hareket edebilir”

Kurtulmuş, Türkiye’nin İsrail-Filistin çatışmasını durdurmaya yönelik diplomatik çabalarının sorulması üzerine şunları söyledi:

“Netanyahu yönetiminin ve Likud cephesinin, Türkiye’nin bölgede barışı sağlamak için attığı adımlardan son derece rahatsız olduğunu biliyoruz. Çünkü böyle düşünüyorlar. İslam dünyasını bu kadar parçalanmış halde bulurken, Amerika da yanımıza geldi.” Sadece sözde değil, fiilen de burada tüm üslerini tahkim etmişler.” ‘Hadi çaba gösterelim, son yumruğu atalım ve bu işi bitirelim.’ “Bu cümle Netanyahu hükümetinin izlediği politikanın özetidir. Allah’ın krallığını kurmak için gerekli son adımı atma noktasında olduklarını düşünüyorlar.”

Kurtulmuş, Türkiye ile bölge ülkelerinin halkları arasında herhangi bir düşmanlığın bulunmadığını, rejimler ve yönetimler arasındaki görüş ayrılıklarının hiçbir ülkeye faydası olmadığının altını çizerek, şu ifadeleri kullandı:

“Bölgedeki ülkelerin politikaları ortak insani cephede güçlendirilmeli. Kimse alınmamalı. İsrail ile iyi anlaşarak bu bölgede hayatta kalacağımızı ve kötü olacağımızı kimse düşünmesin. Dolayısıyla oyun oynanır. Çok açık. Herkes kendi ulusal çıkarlarını, bölge halkının ve İslam dünyasının ortak çıkarlarını düşünüyor.” “Ortak kararlar almamız, birlikte yürümemiz ve etkin sonuçlar almamız gerekiyor. Aksi takdirde bu saldırgan, insanlık dışı mekanizmanın önüne geçmek mümkün değil.”

“Eğer böyle düşünürseniz zaten atmanız gereken adımları atamazsınız.”

“Türkiye’nin Hamas’a yönelik politikası ve Hamas’ı konumlandırma biçimi bundan sonra Türkiye’nin Batı ile ilişkilerinde sorun yaratır mı?” Kurtulmuş, soruya şu yanıtı verdi:

“Eğer böyle düşünüyorsanız zaten atmanız gereken adımları atamazsınız. Bunu toptan söylemek istemiyoruz ama bazı batılı ülkelerde zaten Türkiye’ye karşı ne olursa olsun önyargılı yaklaşımların olduğunu biliyoruz. Türkiye hangi konularda, hangi adımı atarsa ​​atsın, bunun en somut örneği 1963’ümüzdür. 2000’den bu yana devam eden Avrupa Birliği’ne üyelik sorunumuzdur. Çok yakındık, önyargıyla yaklaştılar, çünkü bazıları bunu çok açık söylüyor, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesini engelleyecek şey kültürel farklılıklarımızdır.

Zaten böyle bir önyargı var. Ancak buna rağmen hem Avrupa Birliği’nin kurumsal kimliğiyle hem de Avrupa’daki tüm ülkelerle çok iyi ilişkiler sürdürerek bu noktaya geldik. Dolayısıyla ne söylerlerse söylesinler, nasıl değerlendirseler de önümüzde çok ciddi bir insani kriz var. Bu krizde mutlaka insanlığın yanında yer almamız gerekiyor. “Türkiye Cumhuriyeti’nin varlık sebeplerinden biri de budur.”

Yeni Usul Kuralları çalışmaları

Meclis’e önce İçtüzük veya yeni anayasa çalışmalarının hangisinin geleceği sorulduğunda Kurtulmuş, “Tabii ki ilk olarak İçtüzük gündeme geliyor. Anayasa biraz daha zorlu bir süreç. Yani bir anayasal çalışma. İçtüzüğün uygulanabilmesi için TBMM’de çoğunluk aranmaz. 28. Yasama Dönemi aslında Cumhuriyetimizin dönemidir.” “İkinci yüzyılın başı. Burada bize büyük sorumluluklar düşüyor.” söz konusu.

TBMM’nin kavga, gürültü ve kargaşa imajından uzaklaşması gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş, “Taraflar bir araya gelerek çok rahat bir şekilde çalışmalarını sürdürürlerse çoğunluğun kabul edeceği ve kabul edeceği bir İçtüzük çıkarılabileceğine inanıyorum. hatta ittifakla geçer.” İfadesini kullandı.

“İdeal anayasa nedir diye sorarsanız size bir cümle söyleyebilirim. Devlet adaleti sağlamakla yükümlüdür.”

Anayasa çalışmalarına ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, “Meclis Başkanı olarak bu böyle olsun demiyorum. Ben sadece çerçevesini çizebilirim. Özgürlükçü, insanı esas alan, çoğulcu, katılımcı bir anayasa olmalı ve Anayasa metninin çok daha açık ve anlaşılır olması gerekir. İdeal anayasa nedir diye sorarsanız?” “Bir cümle söyleyeceğim. Devlet adaleti sağlamakla yükümlüdür.” Cevap verdi.

Yeni anayasa sürecinde tartışmalara değinen Kurtulmuş, “‘Bu Meclis yeni anayasa yapamaz’ diyorlar. Neden: ‘Bu Meclis bir kurucu meclis değildir.’ Bu Meclisin kurucu meclis olabilmesi için darbeyle mi, askerin darbesiyle mi kurulması gerekiyor? Kusura bakmayın ama Türkiye Büyük Millet Meclisi kendi gündemini kendi elinde tutuyor, iktidara sahip. Anayasa yapma yetkisi ve yetkisi var, anayasa yapma konusunda da 1961 Anayasası’nı ve 1982 Anayasası’nı kullanıyor. “Anayasa’yı yapan Meclis’ten çok daha fazla yetkisi var. Böylece milletin kafası karışmaz.” değerlendirmesini yaptı.

İsveç’in NATO’ya katılımına ilişkin Protokol

TBMM Başkanı Kurtulmuş, İsveç’in NATO’ya katılımına ilişkin protokole ilişkin süreçle ilgili Meclis Başkanı’na sunulan soruya yanıt olarak, Cumhurbaşkanlığı’ndan gelen mektubun Dışişleri’nde görüşüleceğini söyledi. Kanun teklifi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Kurulu’na sunuldu.

Komisyon görüşmelerinin tamamlanmasının ardından teklifin TBMM Genel Kurulu’na geleceğini belirten Kurtulmuş, “Komisyonun kendi gündemi var. Komisyonun elinde başka dosyalar da var. Hangi dosyaya gireceğine komisyon karar verecek.” Talimat verin bu işi halleder, Meclis Başkanı olarak ‘Bunu buraya alın’ deme yetkimiz yok. ” söz konusu.

(Bitti)

mihaliccik-haber.xyz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu